My Life in Burns »
Transplantation in Turkey »

Kamuoyu Açıklamaları »








Fikri Sağlar - 14/04/2009

90.dakika sendromu...


Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olacak mı? Yurttaşlarımızın talebi bu!.. Hukuk devleti olabilmenin tek şartı ise “Hukukun üstünlüğünü kabul etmek” olmalı!..
•••
Demokrasi, laik devletle, hukuk devletiyle ve sosyal devletin varlığıyla oluşur. Bu değerlere sonuna kadar sahip çıkmak gerekir.
Peki şimdi, kurallara riayet ediliyor mu? Dün, 12. Dalga Ergenekon operasyonu sonrası herkesin kafasında oluşan tek soru buydu!..
•••
Türkiye"de 4 defa darbe yapıldı. Demokrasi 4 kez askıya alındı. “Derin devlet,” halk egemenliğine kulak asmadı. Halkın temsilcilerini hep horladı. Darbeleri yapanlar, önce toplumu infiale sokacak faaliyetleri kurguladı.
Ortamı olgunlaştırdılar… Toplumu demokrasi dışı faaliyetlere alıştırdılar. Her darbe sonrası Türkiye yeni bir ufka doğru yelken açtı.
Artık, ekonominin aktörleri yerli değil. Ekonomimiz başkaları tarafından yönlendiriliyor. ?imdi “siyaset” de başkaları tarafından yönetiliyor.
•••
Türkiye darbelere karşı direnmeli. Demokrasi uğruna verilen mücadele sonuna kadar sürmeli. Kararlılık ve cesaret vazgeçilmezimiz olmalı!..
Bu ülkedeki 17.547 faili meçhul cinayet aydınlanmalı. Toplumsal barış, kardeşlik ve dayanışma pekiştirilmeli.
Emeğe saygılı, mutlu ve demokratik bir yaşamı hak edenler olarak, çağdaş bir yaşamın gerekli standartlarına kavuşmalıyız!..
•••
Ergenekon davası “çağdaş yaşama” ulaşmak için bir umutken, son gelişmelerle bu işin de “dişlisinin sıyrıldığı” intibası halkın kafasına yerleşiyor. Uluslararası isim olmuş, Türkiye Cumhuriyeti tarafından her zaman ödüllendirilmiş ve her türlü düşüncelerini toplum önünde açıklayan bilim adamları, zan altında.
Abartılı bir şekilde “gözaltına” alınıyorlar. Üniversite yöneten, bilim dünyasına yön veren rektörler... insan haklarını savunan, hak ve özgürlükler doğrultusunda ve en önemlisi, demokrasi konusunda ders veren, yol gösterenler şimdi gözaltında! Hukuka sahip çıkan, demokratik haklarını kullanan, toplum yararına görev yapan ADD, ÇYDD, ÇEV gibi örgütler zan altında.
Hele 68 Vakfı gibi demokrasi ve düşünce özgürlüğü sevdalılarının da Ergenekon"a dahil edilmesini çok garipsedim.
•••
Prof. Dr. Türkan Saylan ÇYDD Başkanı. Adı üzerinde etkili bir STÖ. Binlerce çocuğu ve genci okutan,eğiten bir örgüt. Saylan"ın ismi “darbecilikle” nasıl yan yana gelir. Evi ve derneğinin şubeleri arandı. Bilgisayarları kopya edilmeden alınıp götürüldü. Saylan; “1 mart tezkeresine karşı çıktık. Her şey koptu…”diyor. Bizi muhalefet ilan ettiler. Evet, muhalifiz. “Biz ne şeriat ne darbe diyenleriz!..” diyor.
•••
Prof. Dr. Mehmet Haberal, “organ nakli” konusunda dünyaca ünlü bir tıp adamı. Küçük bir vakıftan koskoca “Başkent Üniversitesi”ni yaratan “bir bilim insanı.” Türkiye"nin 15 yerinde hastanesi olan, on binlerce genci okutan, yüz binlerce insanı yeniden yaşama döndüren başarılı bir insan.
Haberal, tüm düşüncelerini, panel, konferans ve sempozyumlarda açıklayıp, Kanal B"den naklen Türkiye"ye duyurmaktaydı. Saklısı, gizlisi olan biri değildi. Toplumda fikirleri bilinen, ilgi gören Saylan ve Haberal, Ergenekon davasıyla nasıl ilişkilendirilir? Sadece onlar değil, diğer bilim insanları, rektörler de?..
Göreceğiz...
•••
Düşüncelerini çekinmeden ortaya koyan ve bu konuda “demokratik hakkını” kullanan insanları, hele hele düşünceleriyle kamu vicdanını oluşturan ve toplumu aydınlatan öncü bilim insanlarını, Ergenekon Terör Örgütü ile suçlamak, ciddi bir zorlama olarak değerlendirilmeli.” Üstelik aramaların da usulüne ve hukuka uygun yapılmadığı iddiaları varken... Oysa, “hukuka aykırı arama” suçtur. Bunu yapanlar hapisle cezalandırılır. Bu bilinmesine rağmen neden her defasında aynı yanlışlar yapılıyor, anlaşılmıyor!..
•••
Demokrasi, “muhalefetin” varlığıyla yaşamını sürdürür. Farklı düşünceye sahip olanlar, kendi düşüncelerini iktidar yapabilmek için demokratik kuralları ve haklarını kullanarak toplantılar yapabilir, örgütler kurabilir, siyasi partileri destekleyebilir. ?iddet ve silahla iktidarları devirmek fikrine sahip olunmadıkça, farklı fikirleri üretme hakkını kullanmak ve kullananları kabul etmek, demokrasiyi özümsemek demektir!..
•••
Sürekli şu yanlış yapılıyor...
“Her muhalif, AKP iktidarını devirmek için darbecilerle birliktedir!..” anlayışı devam ederse, “halk ile hukuk karşı karşıya” gelecektir..
Bazı kişiler ve ilgililer hukuk dışı davranarak sert açıklamalarıyla bu toplumu bölüyor. Aykırı düşünenleri, bayrak, ülke gibi değerleri sahiplenenleri, “Ergenekoncu” olarak göstermek yanlıştır. Bu nedenle; “AKP hükümeti muhalifleri, Ergenekon davası içine katıyor” anlayışı giderek koyulaşıyor.
•••
Oysa Ergenekon davası, derin devlete ulaşmak, faili meçhulleri aydınlatmak, demokratik hak ve özgürlükleri oluşturmak ve asıl demokrasinin önündeki tüm engelleri kaldırmak için bir şanstır.

Darbe teşebbüsü bir suçtur.
Suçluyu ararken, “suçsuzlar dosyanın” içine katılırsa ve hele toplumun değer verdiği kanaat önderleri rastgele gözaltına alınırsa, halkta ciddi infial oluşur. Yargı, gözaltına alma nedenini açıklamalı. Gerekçelerini doğru anlatarak toplumu ikna etmelidir.

Yoksa bu işin sonu, GS-FB debisinin 90. dakikasına dönüşür!..


Prof. Dr. Mehmet Haberal