|
|
MERHUM BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT’İN,
BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ANKARA HASTANESİ’NDEKİ TEDAVİSİNİ YÜRÜTEN HEKİMLERDEN
ZORUNLU KAMUOYU AÇIKLAMASI
İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, merhum Başbakan Bülent Ecevit’in Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’ndeki tedavi süreci ile ilgili Recai Birgün’ün ardından, Dr.Mustafa Bolkan ve Dr.Mücahit Pehlivan tarafından ortaya atılan TAMAMIYLA MESNETSİZ İFTİRALAR karşısında, KAMUOYUNA ZORUNLU BASIN AÇIKLAMASI yapılmıştır.
1- Merhum Başbakan Bülent Ecevit, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde “04.05.2002-05.05.2002” ve “17.05.2002-27.05.2002” tarihleri arasında toplam 11 GÜN SÜRE ile yatarak tedavi görmüş ve TAM MOBİLİZASYONU SAĞLANDIKTAN SONRA, 27.05.2002 tarihinde “SALAH İLE TABURCU EDİLMİŞTİR”. Taburcu edildikten sonra 01.07.2002 tarihine kadar evde ve hastanede tetkik, kontrol ve muayeneleri devam eden Sn.Bülent Ecevit ile ilgili Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Sağlık Heyeti’nce düzenlenen 27.05.2002, 28.05.2002 ve 26.05.2002 tarihli “HEYET RAPORLARI” ile 01.07.2002 tarihli “DURUM BİLDİRİR RAPOR”, o tarihte üniversitemizin rektörü sıfatıyla Prof.Dr.Mehmet Haberal tarafından koruma müdürü Recai Birgün vasıtasıyla Başbakan Sn.Bülent Ecevit’e, eşi Sn.Rahşan Ecevit’e ve dönemin Başbakanlık Müsteşarı Sn.Ahmet Şağar’a TUTANAK ile teslim edilmiştir.
2- “SN.ECEVİT’İN KONUTUNDA 24 SAAT DAİMİ SAĞLIK EKİBİNİN BULUNDURULMASI” önerisi, 27.05.2002 tarihinden itibaren bizzat Başkent Üniversitesi’nce yapılmış olup, konuyla ilgili Başbakanlık Müsteşarı Sn.Ahmet Şağar tarafından gönderilen 31.05.2002 tarihli cevabi yazıda; “KESİNTİSİZ GÖREV YAPACAK HEKİM, HEMŞİRE, FİZYOTERAPİST VE DİYETİSYENLERDEN OLUŞAN BİR SAĞLIK EKİBİNİN KURULUP KURULMAYACAĞI VE KURULACAKSA, HANGİ SAĞLIK KURUMU PERSONELİNDEN OLUŞACAĞI KONUSUNUN SAYIN BAŞBAKAN’A İLETİLDİĞİ VE BU KONUDA, KENDİSİNDEN TALİMAT BEKLENİLDİĞİ” belirtilmiştir. Ancak, bu konuda, kurumumuza Başbakanlıktan herhangi bir talimat gönderilmemiştir.
Somut belgelere dayalı bu gerçeğe rağmen, Dr.Mustafa Bolkan isimli bir şahsın, aradan 10 yıl geçtikten sonra hiçbir yazılı belgeye dayanmaksızın “Sayın Başbakana olası acil müdahalede takılacak sıvının ne olması gerektiği” hususunda, o tarihteki başhekim Prof.Dr.Rengin Erdal ile yaptığını ileri sürdüğü görüşme sırasında “HASTA SİZİN, BİZİ İLGİLENDİRMEZ” yanıtıyla karşılaştığı iddiası İNANDIRICILIKTAN YOKSUN ÇİRKİN BİR İFTİRADAN İBARETTİR.
3- Başbakan Bülent Ecevit ile ilgili Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nce düzenlenen hiçbir raporda “MUTLAK YATAK İSTİRAHATİ” önerilmemiş; tam tersine hastaneden taburcu edildiği 27.05.2002 tarihinde düzenlenen ilk raporda ve bu rapora atıfta bulunan diğer raporlarda “ GÜNDE 2 SAAT OFİS ÇALIŞMALARINI YÜRÜTEBİLECEĞİ” açıkça ifade edilmiştir . Nitekim, Başkent Üniversitesi Sağlık Heyeti’nin kontrolü altında evde 34 gün süre ile devam eden bu tedavi sürecinin sonunda düzenlenen 26.05.2002 tarihli Heyet Raporunda da “ SN.ECEVİT’İN, 9.KABURGASINDAKİ KIRIĞININ TAMAMEN İYİLEŞTİĞİ; TOROKAL 8.VERTEBRADAKİ OMURGA ÇÖKMESİNİN İSE İYİLEŞME SÜRECİNDE OLDUĞU VE HERHANGİ BİR BASI YAPMADIĞI” belirtilmiş ve akabinde hasta ile ilgili son olarak 01.07.2002 tarihli “DURUM BİLDİRİR RAPOR” da düzenlenmiştir.
Buna ilaveten, Sn.Ecevit ile ilgili düzenlenen raporlarda açıkça görüldüğü üzere kendisine HER GÜN LAVMAN YAPILMASINA YÖNELİK HERHANGİ BİR ÖNERİDE DE BULUNULMAMIŞ; sadece lüzumu halinde ağızdan Duphalac isimli ilaç kullanımı önerilmiştir. Ayrıca, en az günlük 2000 kalorilik diyet listesine, vitamin ve mineral takviyesi de ilave edilmek suretiyle VÜCUTTAKİ SU DENGESİ DE sağlanmıştır.
Bu çerçevede, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Sağlık Heyeti’nce düzenlenen raporlar ile sabit olduğu üzere, MERHUM BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT’E 8 AY SÜRE İLE YATAK İSTİRAHATİ ÖNERİLDİĞİ ve HER GÜN LAVMAN YAPILDIĞINA yönelik iddia, SOMUT HİÇ BİR DELİLE DAYANMAYAN TAMAMIYLA GERÇEKDIŞI BİR İFTİRADAN İBARETTİR.
4- Aynı şekilde, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nden taburcu olmadan önce TEDAVİSİNDE KULLANILACAK İLAÇ VE DİYET LİSTESİ de, 26.05.2002 tarihinde merhum Başbakan Bülent Ecevit’e, eşi Sn.Rahşan Ecevit’e ve koruma müdürüne sözlü açıklamalar yapıldıktan sonra, aynı tarihli rapor ekinde TUTANAKLA teslim edilmiştir.
Sözkonusu ilaç listesine bakıldığında, Sn.Bülent Ecevit’e, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’ne gelmeden iki yıl önce, başka hastanede görevli hekimler tarafından teşhisi konulup, o tarihten itibaren tedavisine başlanan Miyasteni Gravis rahatsızlığı nedeniyle zorunlu olarak son derece düşük dozda (Gün aşırı kullanılmak koşuluyla Prednol 4mg 2 tablet)kortizon verildiği; buna karşılık kortizonun yan etkilerini önlemek için hastaya her türlü ilaç (Fosamax/ Cal-D-Vita/Omeprol,) takviyesinin de yapıldığı açıkça görülmektedir.
5- Ortopedi uzmanı olup, nöroloji ve nöroşirurji konusunda herhangi bir ihtisası bulunmayan Dr.Mücahit Pehlivan’ın elinde hiçbir belge ya da rapor olmaksızın “KORTİZONU KESİNCE, ECEVİT BİR HAFTA İÇİNDE YÜRÜMEYE BAŞLADI” şeklindeki iddiası BİLİMSEL HİÇBİR DAYANAĞI OLMAYAN TAMAMIYLA GERÇEKDIŞI BİR İDDİADIR. Nitekim, Sn.Bülent Ecevit’in, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nden taburcu edildiği 27.05.2002 tarihinde ilk olarak Hastane önünde ve ardından, aynı gün Başbakanlık Konutu’na giderek yaptığı basın açıklamaları sırasında yürüyebildiğine tüm kamuoyu şahittir. Ayrıca, Sn.Rahşan Ecevit tarafından merhum Bülent Ecevit’in Hacettepe Üniversitesi, Başkent Üniversitesi ve Gata’daki tedavi süreci ile ilgili evrakların Mahkemeye gönderilmiş olmasına rağmen, Dr.Mücahit Pehlivan’ın yürüttüğü tedavi süreci ile ilgili herhangi bir belge ya da raporun gönderilmemiş olması da, sözkonusu raporların Sn.Rahşan Ecevitte bulunduğu iddiasını çürütmektedir. Buna ilaveten, Dr.Mücahit Pehlivan da, Mahkeme Huzurunda vermiş olduğu ifadesinde, merhum başbakan Bülent Ecevit’in evine tıbbi etik ve deontoloji kurallarına aykırı olarak geceleyin gizlice röntgen cihazı sokarak, omurgasındaki çökmenin iyileşme sürecine girdiğini tespit edip, akabinde tedavisine başladığı tarihin, HASTANIN BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ İLE İLİŞİĞİNİN KESİLMESİNİN ÜZERİNDEN YAKLAŞIK BİR AY GEÇTİKTEN SONRA TEMMUZ AYI SONLARI YA DA AĞUSTOS AYI BAŞLARINDA GERÇEKLEŞTİĞİNİ beyan etmek suretiyle “SN.ECEVİT’İN TEDAVİSİNİ, BAŞKENT ÜNİVERSİTESİNDEKİ TEDAVİ SÜRECİNİN TAMAMLANARAK, SAĞLIĞINA KAVUŞMASINDAN SONRA ÜSTLENDİĞİNİ” ikrar etmek zorunda kalmıştır. Ayrıca, adı geçen doktor, Sn.Ecevit’te yaşam boyu ilaç kullanımını gerektiren Miyasteni Gravis hastalığını KORTİZON YERİNE HANGİ İLAÇ İLE TEDAVİ ETTİĞİNİ DE HATIRLAYAMADIĞINI söylemiştir.
Neticeten, merhum Başbakan Bülent Ecevit’in, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nce yürütülen tedavi süreci tamamıyla şeffaf bir biçimde gerçekleşmiş ; tüm tedavi evrakları ve raporlar, o tarihte ilgili kişi ve resmi makamlara tutanakla teslim edilmiş ve Mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda da, sözkonusu tedavinin doğru olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Nitekim, Sn.Bülent Ecevit’in 7 ay daha Başbakanlık yapıp, 4, 5 yıl yaşaması da, Başkent Üniversitesi’ndeki tedavinin başarı ile gerçekleştirildiğinin en önemli kanıtıdır. Bu konuda, Sn.Bülent Ecevit ve eşi Sn.Rahşan Ecevit de, Başkent Üniversitesi Rektörlüğü’ne yazılı olarak teşekkürlerini sunmuş ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarla “YANLIŞ TEDAVİ YAPILMADIĞINI” açık ve net olarak defalarca ortaya koymuşlardır.
SOMUT BELGE VE RAPORLARLA KANITLANMIŞ TÜM BU GERÇEĞE RAĞMEN, tıbbi etik ve deontoloji kurallarına aykırı olarak HERHANGİ BİR BELGEYE VE RAPORA DAYANMAKSIZIN, Başbakan Sn.Bülent Ecevit’i, evde GİZLİ olarak tedavi ettiğini ileri sürerek, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde görevli biz hekimlerinin yanı sıra, sözkonusu tedavi sürecinde, ihtisas alanı dışında kalması nedeniyle yer almayan kurucu rektörümüz Prof.Dr.Mehmet Haberal’ı da zan altında bırakmaya çalışan şahıslarla ilgili her türlü yasal haklarımızı kullanacağımızı kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.
12/07/2012
Prof.Dr. Turgut Zileli
Prof.Dr. Nur Altınörs
Prof.Dr. Rengin Erdal
Prof.Dr. Haldun Müderrisoğlu
Prof.Dr. Ahmet Hatipoğlu
Prof.Dr. Cengiz Tuncay
Prof.Dr. Füsun Öner Eyüpoğlu
|
|